Gezegen Mehmet Kimdir

8 Ağustos 2015

Mehmet Akbay, 29 Mayıs 1969 tarihinde bir Perşembe akşamı saat 21:00′ da Gaziantep’ in Akyol mahhallesi’ nde dünya’ya geldi. Mehmet henüz daha bir yaşındayken anne ve babası ayrıldı. Bu nedenle hayatının büyük bir bölümünü dedesinin ve babannesinin yanında geçirdi. İlkokul’un 2 yılını Gaziantep de sonraki 3 yılını ise İstanbul da babasının yanında tamamladı. Sonrasında Gaziantep’ deki büyük amcasının yanında mobilya dekorasyon işinde çırak olarak iş hayatına atıldı. Bu marangozluk hayatı yaklaşık on yıl sürdü. Mehmet İstanbul’ daki babasını sık sık ziyaret ederek Gaziantep ve İstanbul arasında adeta mekik dokudu. Taki askerlik yoklaması eline ulaşana kadar… Askere 69/1 tertip devre kaybı olarak gitti.Acemi birliği olarak Denizli’ ye oradan da usta birliği Ağrı ‘ nın yolunu tuttu .Destek Kıtaları Levazım Bölüğü’nde kademe sorumlusu olarak askerlik ocağındaki görevine devam etti. Askerliğini birçok zorluklar ve şiddetli soğuklarla sonlandırdı. Mehmet geçirmiş olduğu bu 18 aylık dönemde hayata dair çok şey öğrendi. Askerlik dönemi’nden sonraki yaşantısına İstanbul’da devam etmeye karar verdi. Heybeli Ada’sında itfaiye karşısın’daki mobilya atölyesi’nde çalışmaya başladı. Bunalımlı ve yalnız geçen günlerinde tek dostu wolkman’ i ile beraber Heybeli Ada’nın vazgeçilmez zevki kordon da yürümek ona ayrı bir zevk, ayrı bir huzur verirdi. Mehmet İstanbul’ daki ilk günlerinde yaptığı bu işten haz duymuyor, bu işin (mobilyacılık) kendisine uygun olmadığını düşünüyordu. Bir arayış içine girdi ve bu sırada da çalıştığı atölye’ye yeni giren bir usta tarafından işten çıkartıldı. Mehmet’i bu günden sonra zor günler bekliyordu. Çünkü o atölye onun hem çalıştığı hem de kaldığı ,sığındığı tek mekandı. İşten çıkarılmış olması onu çok üzmüştü, üzmesine ama sebebi her ne olursa olsun kovulmamalıydı. Artık Mehmet bu koca şehirde çaresiz, yapayalnız kalmıştı. O günden sonra günlerce yılmadan, usanmadan iş aradı. İşte böyle bir günde karşısına eski çalıştığı atölye’den Muharrem usta çıktı. Ve Mehmet’e “Mehmetciğim kendini üzme, her bitiş yeni bir başlangıca gebedir. Eğer istersen seni, uzun yıllardır bana ortaklık teklif eden yakın bir dostumun yanına çalışmaya gönderebilirim. Bu dostum astım hastası olduğu için işlerini takip edecek senin gibi birisine ihtiyacı var.”dedi. Mehmet’i Muğla’ nın Ortaca ilçesi’ne gönderdi. MEHMET’İN, GEZEGEN MEHMET’İN ASIL DOĞUŞU BUNDAN SONRA ORTACA’DA BAŞLIYOR!.. Mehmet için İstanbul’dan Orataca ‘ya doğru uzun bir yolculuk başladı. İstanbul’dan içi buruk ayrılan Mehmet bu koca şehirde, taşı toprağı altın olan şehirde bir tek kendisine yer olmadığını düşündü yol boyunca. Nihayetinde Ortaca’ya geldi ve Muharrem usta’nın verdiği adrese gitti.Yine kendisini mutlu etmeyen bu işte (mobilyacılık) çalışmaya başladı. Bu zaman içinde Mehmet’in hayatında çok şey değişti kaldığı mekan, çalıştığı ortam, görüştüğü insanlar, dostları … Her şey değişti ama tek kadim dostu olan wolkman’i onu hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Mehmet Ortaca’daki iş dışındaki zamanını kaldığı Aygün Pansiyonu’nda geçiriyordu. Aygün Pansiyonu’nda çalışan candan insanlar, rahat yatağı, temiz çarşafı ve tabi ki wolkman’i onun tek ailesi oldu. Burada çalışarak biriktirdiği para ile bir bisiklet aldı. Böylece ailesine yeni bir birey daha katıldı. Hayatındaki bu ufak tefek yenilikler onu daha da güçlendiriyordu. Mehmet çalışırken, yürürken hatta yatağında bile wolkmwn’ini kulağından çıkartmazdı, sürekli radyo dinlerdi.(Ama birgün ülke’nin bir numaralı rodyo programcısı olacağı eminim ki aklına bile gelmezdi…) Derken marangozluk sayesinde Ortaca FM’in sahibi Mehmet GÖKÇE ile tanıştı. Mehmet GÖKÇE stüdyo’nun bazı yerlerinin yeniden dekore edilmesini istedi ve bu işi Mehmet’e verdi. Mehmet nihayet o çok merak ettiği Ortaca FM’in stüdyosu’na girmeyi başardı. İçi içine sığmıyordu. Sürekli dinlediği, orada çalınan şarkılarla hüzünlenip, mutlu olduğu radyo’nun içindeydi artık. Ve hayat onu hayal bile edemeyeceği yerlere doğru adım adım yaklaştırmaktaydı…O akşam radyo’nun sahibi Mehmet GÖKÇE’ nin nişanı olacaktı ve o’nun yerine radyo’da yayına girebilecek birisine ihtiyaç duydular. İşte bu aşamadan sonra Mehmet’e hayatı’nın en büyük teklifi yapıldı. Mehmet GÖKÇE “Bugün benim yerime yayına girmek ister misin?”dedi. Mehmet bu sözü duyar duymaz bir an bile vakit kaybetmeden hemen mikrofon başına geçti. Saat 22:00 ‘da başlayan yayın ertesi gün akşama kadar devam etti. Hayatı boyunca hiç tatmadığı bir duyguyu tadıyor ve hiç aklının ucundan bile geçirmediği bir işi yapıyordu. Üstelik artık yalnız değildi, onu dinleyen ve o’nu seven insanlar da vardı. O günden sonra hayatının ikinci miladı başladı. Birincisi çile dolu, sevgisiz, yapayalnız ve birçok zorluklarla geçirdiği günler ( çocukluğu, mobilyacılığı, askerliği) ikincisi ise yaparken artık mutlu olduğu, haz duyduğu yeni işi radyo hayatıdır. Her şey öyle iyi gidiyordu ki artık o program yapıyor, şarkılar çalıyor ve sevenleri günden güne artıyordu. Resmen işine AŞIK olmuştu. Burada yaptığı programın adı da SEVGİ DUVARI idi. Evet, işin bu tarafı çok güzeldi ama bu zaman içinde marangozculuk işini yapamadı ve atölye’den çıkmak zorunda kaldı. Bu duruma üzülmesi mi yoksa sevinmesi mi gerekir anlayamadı. Çünkü Mehmet yaptığı bu radyo programından hiçbir kazanç sağlayamıyordu ve bu nedenle de kaldığı Aygün Pansiyonu’ndan da çıkartıldı. Artık gecesi gündüzü hep radyoda geçmeye başladı. Parası yoktu ama mutluydu. Bu günlerde çoğu zaman aç bile kaldı. İşte böyle durumlarda onu seven lokanta sahibi dinleyicileri imdadına yetişiyordu… Bir gün Ortaca’ ya birkaç km uzaklıkta olan Dalaman da bir radyo ‘nun yayına başlayacağını öğrendi ve hiç vakit kaybetmeden oraya gitti. Radyo sahipleri ile görüştü ve Dalaman Sahil FM’de hemen yayına başladı. Bu radyoda yaptığı programın adı “Sevdi Çemberi” oldu. Radyo sahibi Mehmet’e cüzzi bir miktar para verdi, ayrıca yatacak ve yemek masraflarını da karşıladı.Artık Mehmet daha da mutluydu, çünkü severek yaptığı bu işten para kazanıyor, kimselere muhtaç olmuyordu. Çalıştığı radyo havaalanına yakın olduğu için burada unutamayacağı anlar yaşadı. Havalimanına ünlü sanatçılarının geleceğini haber alır almaz kayıt cihazlarını toplayıp onlarla röportaj yapmak için büyük çaba sarf ederdi. Bu dönemde röportaj yaptığı sanatçılardan bazıları; Ferdi TAYFUR, Ahmet Selçuk İLKAN, Hakan PEKER ve İzel- Çelik-Ercan…Mehmet,Ferdi TAYFUR ile yaptığı röportajda o’na “Ferdi ağabey bir gün ulusal bir radyo da program yapacağım ve tekrar sizinle görüşeceğiz” dedi. Mehmet elindekilerle yetinmek istemedi, daha iyi bir radyo da çalışmak istiyordu ve en sonunda Muğla’daki “Şah” radyosu’na gidip iş başvurusunda bulunmaya karar verdi. Ne gariptir ki gider gitmez yayına girdi… Artık o bir il radyosun’da yayın yapıyor ve hayallerine gün geçtikçe daha çok yaklaşıyordu. Fakat nedense bu radyo’ya bir türlü ısınamadı.Ama her ne olursa olsun buradan ayrılmaması gerektiğini düşünüyordu.Çünkü burası onun tek ekmek kapısıydı. Bir kaç gün sonra Dalaman da kalan eşyalarını almak için otobüse bindi. Fakat bindiği bu otobüs Dalaman’a değil Marmaris’e gidiyordu. Mehmet bunun farkındaydı ama nedense sanki bu otobüste olması gerektiğini ve Marmaris’e gitmesi gerektiğini düşündü. Yani kaderini otobüsün tekerine bıraktı ve yoluna devam etti… Marmaris’e gider gitmez gözleri çatılarda radyo anteni aradı. Ve otobüs garına en yakın radyo olan Akdeniz FM’e girdi. Öncelikle radyo sahipleri Ahmet Bey ve Necati Bey ile görüştü.Onlar da Mehmet’e hemen stüdyo’ya girip birkaç anons yapmasını söylediler. Mehmet stüdyo’ya girdi ve içini tarif edilemeyecek bir sıcaklık kapladı. Bu radyo’nun stüdyosu o’na garip bir huzur verdi, sanki hiç olmayan evinin sıcaklığı gibi… Anonslarını yaptıktan sonra büyük bir heyecan içinde radyo sahiplerinin yanına gitti. Ahmet Bey ve Necati Bey şaşkınlık içindeydi. Çünkü onlar bu sesi daha önce duymuşlar ve Mehmet’in ulusal bir kanal da yayın yaptığını düşünüyorlardı. Hemen hiç vakit kaybetmeden Mehmet’e bir yayın verdiler. Ayrıca Mehmet’in Dalaman da kalan eşyalarını almak için de Dalaman’a bir adam gönderdiler.(Eşyalarını almak için Mehmet giderse geri gelmez diye düşündüler.) O günden sonra profosyenel anlamda radyo yaşantısı da başlamış oldu. Artık onun hayatında büyük çapta değişiklikler olmuştu ve bu değişiklere de radyo programının adını değiştirerek devam etmek istedi. Bu konuyla ilgili olarak dinleyicileri ile bir anket yapmaya karar verdi. O’nu seven insanlardan gelen yüzlerce isim içinden radyo’da beraber çalıştığı arkadaş’ı Korhan’ın önerdiği isim birinci oldu. Bundan böyle Mehmet’in yaptığı programının adı ” MEHMET’ İN GEZEGENİ” oldu. Bu sırada yan tarafta yayın yapan Ses radyo’nun sahibi Muzaffer Bey Gezegen Mehmet’e ulusal bir kanal da yayın yapması gerektiğini söyledi ve ondan bir ses kaydı istedi. Muzaffer Bey Gezegen’in bu ses kaydını İnter Star vericilerini onamak için gelen Avni Bey ve ekibi’ne verdi. Bu ekibin İstanbul’a dönüşü ile Gezegen de büyük bir heyecan başladı. Hemen hemen her gün Muzaffer Bey’e bir haber gelip gelmediğini soruyordu. Ve nihayetinde birkaç gün sonra Gezegen’in beklediği cevap geldi ve göndermiş olduğu ses kaydının beğenilmiş olduğunu öğrendi. Ama aradan üç gün geçmesine rağmen kimse onu İstanbul’a çağırmamıştı. Bunun üzerine Gezegen eşyalarını topladı ve bir zamanlar umutsuzca ayrıldığı İstanbul’a bu sefer umudu cebinde, gücü kalbinde,sözü dilinde geri döndü. GEZEGEN’İN KRAL FM’DE DOĞUŞU Şanssızlıklar da onu takip ediyordu sanki. İstanbul’da yaşayan babası tatil için Gaziantep’e gitmişti ve Gezegen yine bu koca şehirde beş kuruşsuz ortada kaldı. Tam bu sırada aklına yıllar önce tanıştığı atarici Mahmut geldi. Atarici Mahmut, Mehmet’in kalacak başka yerinin olmadığını anlayınca akşamları dükkanda kalmasına izin verdi. Mehmet de bunu karşılığında Mahmut’a gündüzleri yardım etti. Ve hemen hemen her gün Mahmut’dan aldığı yol parası ile İnter Star binası gitti. Ama her seferinde ne yazıktır ki programını beğendiğini söyleyen Harun GENCER ile görüşemedi. Bu durum günlerce böyle sürdü… Artık Mehmet’in her gün bu geliş gidişlerini dayanamayan güvenlik görevlileri o anda oradan geçen Harun GENCER’i gösterdiler. Mehmet hemen koşarak Harun GENCER’in yanına gitti ve nefes nefese kendisi tanıttı. Harun GENCER ” Sadece bunun için mi geldin buraya kadar?” diye sordu. Gezegen ” Evet. Benim kaydımı beğendiğinizi söylemişsiniz, beni işe almak zorundasınız, başka çarem yok” dedi. Harun GENCER “Ama para veremem” dedi. Gezegen yinede bunu kabul etti ve işe başladı. Onun amacı Süper FM idi ama şimdiki adıyla Joy Türk’de yayına başladı. Yine eskisi gibi cebinde parası olmayan Gezegen radyo’ da yatıp kalkıyordu. Bu sırada Mehmet yalvar yakar Kral FM’de ki çalışanların izin günlerinde burada da yayın yapmaya başladı.
Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir Gezegen Mehmet Kimdir
Fakat günler geçtikçe Mehmet’in Kral FM’e olan bağlılığı artmaya başladı. Şimdi en büyük isteği burada sabit bir yayın almaktı. Ancak o zamanlarda yayın yapanlardan Gönül Dostu Şener dışında kimse onun Kral FM’de yayın yapmasını istemiyordu. En sonunda Mehmet yaptığı büyük savaşın zaferini kazandı ve akşamları Kral FM’de yayın yapmaya başladı. Bir süre sonra da 07:00 – 12:00 saatleri arasında yayın yapmaya başladı. Artık “GÜNAYDIN TÜRKİYE, GÜNAYDIN AVRUPA” diyebiliyordu. Gün geçtikce Kral FM dinleyicileri Gezegen’i, Gezegen de dinleyicilerini çok sevdi…Öyle ki hasta olduğunda bile mikrofon’unun başına geçtiğinde iyileşiyor, mutsuz olduğu zamanlarda bütün dertlerini unutuyordu. Gezegen başarıya doymuyor daha fazla, daha fazla başarı elde etmek istiyordu. Birgün alem’in kral’ı Orhan GENCEBAY’ı programına konuk almayı düşündü. Onun bu düşüncesini duyan insanlar Gezegen ile dalga geçtiler.” Mehmet farkında mısın? Orhan GENCEBAY’ dan bahsediyoruz ” diyorlardı. Gezegen herşeyin farkındaydı ve bunu muhakkak başarmalıydı… Bundan birkaç gün önce Unkapa’nın da tanıştığı Ali TEKİNTÜRE ile birlikte Orhan GENCEBAY’ dan randevu almayı başardı…Orhan GENCEBAY ile görüşmelerine dakikalar kala Gezegen’i büyük bir heyecan sardı. “Batsın bu dünya”, “Hatasız kul olmaz”, “Bir teselli ver” gibi daha bir çok ölümsüz eserlerin bestekarı ve usta yorumcusu Orhan GENCEBAY ile karşı karışıya gelecekti. Tam bu sırada kapı açıldı ve tüm görkemiyle Orhan GENCEBAY içeri girdi. Gezegen’in o an ki amacı Orhan GENCEBA’ın sesinden ” Merhaba ben Orhan GENCEBAY, ben de sizler gibi Kral FM’de Mehmet’ in Gezegen’ini dinliyorum” anonsunu almaktı. Ancak bir an ağzından ” Orhan ağabeyciğim siz bir kral’sınız, sizi seven insanlar da Kral FM’i dinliyorlar. Kral FM’ de benim konuğum olur musunuz?” sözleri döküldü. Orhan GENCEBAY biraz düşündükten sonra kısa ve net bir cevap verdi. “Evet” Daha sonra orada bulunan bir kayıt odasına girdi “Ben Orhan GENCEBAY, çok yakında Kral FM’ de Mehmet’in Gezegen’ inde sizlerleyim.” anonsunu yaptı ve bu kaydı Gezegen’e verdi. Gezegen bu anonsu yaklaşık 15 gün önceden yayınlamaya başladı. Bu anonsu duyan ve bir zamanlar ona alaylı gözlerle bakan insanlar şaşkınlık içinde kaldılar. Nihayetinde beklenen gün geldi ve Orhan GENCEBAY gelmişti. Mehmet hemen Orhan GENCEBAY’ ı karşılamak için radyonun ön kapısı’na indi ve orada Orhan GENCEBAY için gelen insanların, kendisine teşekkür amaçlı yaptıkları tezahurat karşısında Gezegen’ in gözleri doldu…(Acaba bu yaşananlar bir rüya mıydı? Ama her ne olursa olsun bu rüyanın bitmesini hiç istemiyordu.) O gün Orhan GENCEBAY ile tam 3 saatlik bir program yaptı. Bu yaptığı program Gezegen için büyük bir başarıydı ve her şeyin de ötesinde Orhan GENCEBAY ile aralarında o günden sonra büyük bir dostluk bağı kuruldu… Orhan GENCEBAY’ dan sonra daha birçok ünlü sanatçıyı programına konuk olarak aldı. Bunlardan bazıları; Ferdi TAYFUR, Müslüm GÜRSES, Cengiz KURTOĞLU, Kazancı BEDİH, Muazzez ERSOY, Mahsun KIRMIZIGÜL, Alişan, Ebru GÜNDEŞ, Sinan ÖZEN, İbrahim ERKAL, Zara,Edip AKBAYRAM, Burhan ÇAÇAN, Hakan TAŞIYAN… ve daha birçok isim. Ferdi TAYFUR konuk olduğunda o’na daha önce söylediği bir sözü tekrar gururla hatırlattı. “Ferdi ağabey, Sahil FM’de çalışırken havalimanında seninle yapmış olduğum röportaj da sana bir gün ulusal kanal’da yayın yapacağımı ve seni konuk alacağımı söylemiştim. Ne mutlu bana ki şimdi buradayım ve sen benim karşımdasın”dedi. YAPTIĞI PROGRAMLAR Yaptığı programlar sayesinde milyonlarca insanın “Gezegen abisi” , ” Mehmet abisi” olmayı hak kazandı. Kimi zaman onlarla sevindi, kimi zaman onlarla üzüldü, kimi zaman onlarla dertleşti, kimi zaman da elinden geldiğince onlara yol göstermeye çalıştı… “Şoför saatinde” şoförlerin sorunlarını dile getirdi, “Asker saatinde”askerleri sevdikleriyle buluşturdu, “Gurbet saatinde”gurbetçileri türkülerle coşturdu,”Yıllar sonra” programıyla kayıpları aileleriyle buluşturdu,”Yaşama sevinci” programıyla engellilerin sesi,”Öteki Türkiye” programıyla kimsesizlerin kimsesi,”Dua gecesi”nde , çaresiz kalanların duası oldu.Sevdalıların nefesi, ev hanımlarının vazgeçilmezi,yanlış yapanların davacısı oldu. “Gökkuşağı”nda şiirler uçuruldu, renkler tutuldu, sevdalar konuşuldu, hatalar paylaşıldı, itiraflar edildi Gezegenin birinci miladı acılarla geçen çocukluk yılları ikinci miladı radyo hayatı üçüncü miladı duam dediği eşi. Aile Kariyeri 1999 Yılında Şahin Özer’in şirketinde tanıştığı Eda Güney ile evlenme kararını almıştır. Eda Güney hanımı istemeye Mehmet Akbay’ın çok sevdiği bu günün başbakanı Recep Tayip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ile beraber Orhan Gencebay eşi Sevim Emre ile birlikte Mehmet Akbay’ın dedesi, amcası, babası ve en yakın arkadaşı Metin Güneş ile beraber kalabalık bir kadro ile gidilmiştir. Olumlu gelen cevaptan sonra evlenme kararı alınmıştır Mehmet Akbay ve Eda Güney tarafından. Evlilik tarihi olarak 2000 yılının belirlenmesinden sonra.. 2000 yılında Büyük çekmecede Aqua Marinde yapılan bir düğünle dünya evine adım atmıştır. Mehmet Akbay’ın nikâh şahitliğini Recep Tayip Erdoğan, Eda Güney’in ise Orhan Gencebay yapmıştır. Sanat ve iş dünyasından seçkin isimlerin katıldığı yaklaşık 5000 kişilik bir davetli kadrosunun eşliğinde düğün gerçekleştirilmiştir. Mehmet Akbay ve Eda Akbay’ın 2001 yılında bir kız çocukları dünyaya gelmiştir. Mehmet Akbay ve Eda Akbay çiftinin ELİF NAZ adındaki kızının isminin Elif (Recep Tayip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan) tarafından Naz ise (Orhan Gencebay eşi Sevim Emre) tarafından hasta hane de konulmuştur… İŞ KARİYERİ 1993 – Muğla – Ortaca FM ( Program Yapımcısı ) 1993 – Muğla Dalaman – Sahil FM ( Program Yapıcısı ) 1993 – Marmaris – Akdeniz FM ( Program Yapımcısı ) 1994 – İstanbul FM ( Program Yapımcısı ) 1994 – Kral FM ( Program Yapımcısı ) 1995 – 2001 Kral FM ( Yayın Yönetmeni + Program Yapımcısı ) 2001 – 2003 Best FM ( Program Yapımcısı ) 2004 – 2006… Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Danışmanı 2003 – 2005… Star Medya Grup Radyoları [ Kral FM, Süper FM, Metro FM, Joy FM, Joy Türk FM, Rock FM, Alaturka FM ] Radyoları Genel Koordinatörü + Kral FM ve Süper FM ( Program Yapımcısı ) 2005 – 2006… – Star Medya Grup Başkan Danışmanı + Şahin Özer Şirketler Grubu Danışmanı Radyo Şahin Genel Koordinatörü ve Radyo Şahin ( Program Yapımcısı ) ÖDÜL VE PLAKETLERİ Magazin Ve Gazeteciler (MGD) 3yıl Üst Üste Yılın Radyocusu Ödülü Radyo Televizyon Gazeteciler Derneği En İyi Radyocu Ödülü (17 – Ağustos – 1999 Tarihinde En İyi Yayın Yapan Radyocu Ödülü ) 1995 – 2001 Yıllarında İstanbul Üniversitesinin Yaptığı Akademetra’nın Yaptığı Radyo Araştırmasında Her Ay 1. Çıkarak Kırılması Zor Bir Rekora İmza Atmıştır. 2001 yılı Mimar Sinan Üniversitesi Fen Kulübü ( En İyi Radyo Programcısı) 2002 yılı Marmara Üniversitesi (En İyi Radyo Programcısı) EN SEVDİĞİİ SÖZLER 1. Her sağlam insan bir özürlü adayıdır ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet ) 2. Bugün yanımızda olanların yarın yanında olacağız ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet ) 3. Önemli olan güzellikleri yaşamak değil güzellikleri paylaşmak ve aşılamaktır ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet ) 4. Her türkü bir öyküdür ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet ) 5. Hayal kurmak insanın kendini keşfetmesidir ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet ) 6. Hayal bile edemediğimiz kadar küçük şeylerin hayli ile yaşayan insanlar var aramızda ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet ) 7. Bana “Yaşamak nedir?” diye sorsalar tek kelime ile yaşamak “Heyecandır” derim ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet ) 8. Herkesi seven beni sevmesin ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet ) 9. Her renk bir duygu ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet ) GEZEGEN MEHMET’İN BİR GÜNÜ Hafta içi her gün sat 7.30 da kalkar sabah sporunu yapmak için Anadolu Hisarında iner 15dk lık bir koşu yapıp evde dönerim. Duş ve hafif bir kahvaltıdan sonra Radyo Şahine gitmek için yola çıkarım. 09.00 da şirkette olur genel toplantılar ve günün önemli haberleri aldıktan sonra yayın hazırlıkları yaparım. 11.00 – 13.00 saatleri arasındaki RADYO ŞAHİN deki MEHMET’İN GEZEGENİ programını yapar öğlen yemeğine çıkarım öğlen yemeğinin ardından: 13.30 – 15.30 saatleri arasında Star medya grubunda bulunup toplantı ve idari yönetimini yapar zamanımın durumuna ve toplantı programına göre Türkiye ihracatçılar birliğine giderim .. 19.00 – 20.00 saatleri arasında programcılığını yaptığım GEZEGEN ve KLONLARI programı için RADYO ŞAHİN de bulunurum. Ardından eve dönüş için yola çıkarım. 21.00 Gibi evde olurum, akşam yemeği yenir. Haftada bir gün ailem ile beraber sosyal aktivitelerde bulunurum (Sinema, Tiyatro, Konser, Aile Ziyaretleri gibi… ) Bir dinlenme molasından sonra MSN ve İnternet sayfasından sevenler ve hayranlar ile ilgilenir iletişime girerim cevap verebildiğim kararına yardımcı olur gönderilen maillere cevap yazmaya çalışırım. Hafta sonları ise ailemle olmayı tercih ederim onların istedikleri şekilde günümü değerlendiririm. ÜYESİ OLDUĞU SOSYAL KURUM VE KURULUŞLAR Kayıplar Derneği (YEKAT) Onursal Başkanı Kültürlü Gençlik Derneği Onursal Başkanı Geleceğimizin Çocukları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi HOBİLERİ VE İLGİ ALANLARI En büyük aşkım radyo aşkı Araba ile uzun yol Tarihi yerler, doğa ile iç içe tatil yapmak Sahilde yürüyüş yapmak Doğa sporları Bilardo oynamak ÇOCUKLUK HAYALİ Çocukluk yıllarımda çok güzel bir volkmenim vardı, en büyük keyfim onu belime takıp müzik dinleyerek dolaşmaktı. Volkmenimi kulağıma takıp dolaştığım zamanlarda adeta dünya içinde başka bir boyuta geçmek gibi bir şeydi benim için. On dinlediğim müziği volkmenimde bir düğme bulunsa da tüm dünyaya dinletebilsem isterdim. Aradan yıllar geçti o gün hayal ettiğim şeyleri, o gün dolaylıda olsa yaşıyorum. Tüm dünyanın dinlediği bir radyoda insanlara ulaşıyorum. Şimdi arkama dönüp baktığımda gördüğüm tek gerçek hayal kurmanın ne kadar önemli olduğudur. Benim bir sözüm var bu söz herkesin hayatında temel taşı olmalı ’’ HAYAK KURMAK İNSANIN KENDİNİ KEŞFETMESİDİR ’’ başarılı ve mutlu olabilmemiz için önce kendimizi tanımalıyız. Unutmayın ki dünyadaki tüm buluş ve icatlar onları bulanlar tarafından önce hayal edilmişlerdir…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir